C’esaret

  • Şubat 24, 2021
  • by

Her kavramın varlığı, zıttı ile anlamlıdır. İçinde taşıdığı karşıtının derecesinde kendisi olarak vardır. Felsefede diyalektik anlayışın temeli olan bu düşünceler; Farklı çağlarda ve farklı coğrafyalarda filozoflarca ele alınarak benzer ya da değişik şekillerce günümüze dek sürdürülmüştür.

Bu anlayış üzerine birçok dala ayrılan söylemlerde bulunabiliriz, fakat bugün bu temelde cesaret ve esaret ikilisinden ilerlemeyi tercih etmek istiyorum.

Hayaller için gösterilmeyen cesaret, esarete gebedir, diyerek; Cesaretin ait olması gerektiği yerin, değişimin sorumluluğunu almakta olduğunu belirterek başlayalım ve eğer bu sorumluluk alınmazsa tersi durumu olan esarete insanın kendi kendini maruz bıraktığı gerçeğini de ekleyerek devam edelim.

Örnekle kuvvetlendirmek gerekirse de şöyle örneklendirelim:

Öncelikle bir isteğinizin olduğunu hayal edin. Bu istek, hoşnut olmadığınız bir durumu değiştirmek ya da gayeniz olan bir amacı gerçekleştirmek üzerine olsun.

Hoşnut olmadığınız duruma, insanlara karşı hayır diyememe halinizi örnek alın mesela ve gayeniz ile ilgili kısım da istediğiniz işe sahip olmakla alakalı olsun.

Sonrasında ise cesaret ve esaret başlığı altında aralarındaki etkileşimi gözlemleyerek inceleyin. Örneğin, bir arada bulunmayı istemediğiniz kişi ya da kişiler tarafından bir mekana çağrılıyorsunuz ve gittiğiniz takdirde de huzursuz bir ortamla karşılaşacağınızdan belirli bir ölçüde eminsiniz. Fakat gitmek istemeseniz de hayır diyebilme cesareti göstermediğiniz için teklifi kabul edip evet diyorsunuz ve belki, yanlış bir algı ile ayıp olur diyerek belki de vaktinize ve içsel huzurunuza bilinçli bir şekilde değer vermediğinizden ya da herhangi başka bir sebepten ötürü kendi kendinizi esaret haline mahkum ediyorsunuz.

Burada mühim şekilde anlamanız gereken şu ki bu ve benzeri durumlar karşısında sebep yönünden kendi kendinizi ikna çabasında bulunmak zorunda hissettiğiniz ve sonuç açısından da huzurlu hissetmediğiniz halinizden esasen sorumlu sizsiniz.

Nasıl mı?

Şöyle ki dış etkenler sizin kontrol alanınız içerisinde değildir ve misal bu örnekte o hoşlanmadığınız ortama çağrılmak bu kısımda yer alır. Buna karşılık, bu duruma vereceğiniz tepki ise sizin elinizdedir. Hayır demek istediğiniz yerde evet dediğinizde aslında o huzursuzluğa kapıyı siz açmış oluyorsunuz ve bu sebeple de kendiniz için bir cesaret göstermeyerek esaretin kabulünü yüklenmiş oluyorsunuz.

Bu arada, istenilmeyen bir şeye karşı hayır demeyi cesaret ile bağlamamın sebebi: Esasında böyle bir durumda tepki göstermenin doğal olmasına rağmen özellikle bizim toplumumuzda yanlış argümanlara sığınarak bunun gerçekleştirilemiyor oluşunu bildiğim ve gözlemlediğimden ötürüdür.

Bir diğer örneğe gelecek olursak da istediğiniz bir hayal için neleri göze almaya cesaret edebileceğiniz ve karşıt halinden kendinizi ne kadar uzak tutabileceğiniz konusuna gelelim.

Bir iş hayaliniz olsun. Kendinizin kurmak istediği ya da bir yerde çalışmak üzerine olması fark etmez. Önemli olan, sizin onu istiyor oluşunuzda ve cesaret ile esaret ikilisinin hangi deminde barındırdığınızda. Örneğin, işin isteme kısmında kendi içinizde çok isteklisiniz. Düşüncelerinizde devamlı yer alıyor ve hayallerinizi süslemekten geri kalmıyor bu isteme haliniz. Fakat hareket kısmına gelince, bu isteklerinizle çelişkili kalacak türden etkisiz biri oluyorsunuz ve böylelikle de fikriyatta barındırdıklarınız icraatte gerçeğiniz olmamış oluyor.

Doğru olarak cüret edilemeyenler yanlış bir nedenle esirliğe dönüşüyor ve başlıyor bahane-sonuç döngüsü.

Misal, kimi zaman istediğiniz iş için imkanınızın olmadığını düşünerek beklersiniz. Kuracağınız iş için maddi durumunuzun yetmediğine ya da girmek istediğiniz iş için yeterliliğinizin olmadığına kanaat getirirsiniz. Bu durumda iki ihtimal üzerine düşünelim. Biri, gerçekten de imkanınızın bir düzeyde yeterli olmaması olabilir. Diğeri ise böyle bir durum olmamasına rağmen algılayış biçiminizin düşüncelerinizi o yönde şekillendirmesi olarak sayılabilir. Her iki halin de benzer ve farklı yönleri varken, çözümü ortak bir dairede yer alıyor; Değişime ve harekete cesaret etmek.

Çünkü, istenilen iş için verilmesi gereken emek, cesaret eksikliğinden kaynaklı olarak kişinin kendini türlü sebeplere inandırarak kandırmasında harcanıyor ve kendi inşa ettiği zindanın kapısını kendi için yine kendisi aralıyor.

Çünkü, iş kurmak istediğinizde eğer sermayeniz yoksa o vakit o hayalinizi çöpe atmadan önce sermaye için çalışın ve bunu, sizi esas isteğinize götürecek bir basamak olarak görün. Vazgeçmeyin, cesaret edin. Bir işe girme hayaliniz olduğunda ikinci bir dil öğrenmeniz gerekiyorsa istediğinizi bırakıp istemediğiniz bir işe razı olmayın. O dili öğrenin, kolay yolu değil istediğiniz yolu izleyin ve yine vazgeçmeyin, cesaret edin. Bunların hepsi ise birer örnek, misliyle çoğaltılır. Asıl olan: Bu örneklerin anlatmak istediği cesaret duygusuna sahip olmak ve bu duygunun yoksunluğunda meydanı boş bulan esaret duygusunun size sahipliğe yelteneceğini idrak ederek, fırsattan istifadesine karşı koymak.

Bu arada dipnot benzeri belirtmekte fayda var ki cesaret ile kastım: Düşüncesizce yapılan atılım, hareket ya da korkusuzca davranmak değil. Bunların yekünü adı üstünde düşüncesizlik ve aklın gölgelendiği, anlamlı bir karşılığı olmayan tutumlardır. Cesaret ile anlatmak istediğim, değişim üzerine gerçekleşmesi gereken psikolojik ve fiziksel davranışlara odaklanılmasıdır. Taslak ve detaylar ile belirlenen düşüncenin çaba kısmına enerji harcamaktır. Bir arzu var ise insanda, onun gerekliliklerini yapmaya da arzu duymasıdır.

Unutmamalıyız ki

Konfor alanı içinde yaşarken, yalnızca hayatta kalırız, zira yaşamak, onu gerçekleştirenlerde var olur. İstemeyi düşünün örnek olarak buna, güzeldir fakat sıradandır da. Herkes bir şeyler ister çünkü. Sayısı, herkesin sayısı kadardır. Bir de isteklerini gerçekleştirenleri düşünün peşinden. Sayısı, herkes denilen topluluktan daha azdır. Çünkü, sıradan olan istemek hissine, cesareti katarak kendilerinde bu durumu farklı kılmak için elini taşın altına koyanlar, yalnızca isteyen ama bir şey yapmaya yeltenmeyenlere göre her zaman daha düşük orandadır.

Ve yine unutmamalıyız ki

İnsan, ait olacağı yeri kendi seçer.

Yürümekten yorulmayacakların içinde cesaret yükselir ve esaret körleşir. Tercihinizde doğru olanı seçmeye cesaret etmeniz ve yaşamak istediğinizi yaşamak için yol almanız dileği ile.

You may also Like

Filistin Vesilesi İle

Filistin Vesilesi İle

Mayıs 26, 2021
Ekonominin Psikolojisi

Ekonominin Psikolojisi

Şubat 08, 2021

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Son Yazılar


Filistin Vesilesi İle


C’esaret


Kategoriler

×